Dünya Kadınlar Gününü Kutlamak – Kadın Belleğinden bir Seçme


 
 

8 Mart 1857'de New Yorklu binlerce dokuma isçisi kadın, 10 saatlik is günü, çalışma koşullarının iyileştirmesi, eşit ise, eşit ücret gibi talepler için greve gitti. İşveren, isçiler arasındaki dayanışmayı önlemek için fabrikanın kapılarına kilit vurdu. Sonra kuşkulu bir şekilde çıkan yangında 129 kadın işçi yanarak öldü. Bu olay büyük tepkiye dönüştü. . 1903 yılında ABD'de kadının ekonomik, politik, ve kişisel haklarını savunabilmek için "Kadın Sendikaları Koalisyonu" kuruldu. 1908'de Şubat ayının son pazar günü sosyalist kadınların New York'ta oy hakkı, politik ve ekonomik hak istekleri ile yürüyüşleri ilk "kadın günü" gösterisi olarak kabul edilmektedir. ABD'de kadınların hak arayışları, Manhattan'da 1909'da 2000 kişinin katılığı gösteri ile devam etmiş, bunu 20-30 bin kadın tekstil isçisinin daha iyi ücret ve çalışma şartları için başlattığı genel grev izlemiştir. Kadın Sendikaları Koalisyonu grevdeki kadınların ihtiyaçlarını karşılayıp, bu grev esnasında tutuklanan kadınların kefaletlerini ödedi. Amerikalı kadınların mücadelesi Avrupalı kadınları da etkilemiştir. 1910 yılında Kopenhag'da toplanan II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında, dünya kadınlarının isteklerini dile getirebilecekleri uluslararası bir günün kararlaştırılması ile ilgili Clara Zetkin'in önerisi kabul edildi. Kesin bir gün belirlenmeyen bu kararın ardından ilk Dünya Kadınlar günü 19 Mart 1911'de (bugün Prusya Kralının 1848'de kadınlara da oy hakkı verilmesini öngören ancak yaşama geçirilemeyen reformlarının imzalandığı gün olduğundan) Almanya, Avusturya ve Danimarka'da kutlandı. Dünya Kadınlar Gününün 8 Mart'ta kutlamasına ise 1972 yılında Sidney'de yapılan Mart Hareketi adlı büyük bir organizasyonla başlandı. Birleşmiş Milletler'in 1975-1985 yılları arasını "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" ilan etmesinin ardından 16 Aralık 1977'de 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasına karar verildi. Bunu takip eden yıllarda da Birleşmiş Milletler'e üye ülkeler 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü olarak kutlamaya devam ettiler.

     
“Geçmişini sahiplenmeyen bir hareketin geleceği de olamaz”

Biliyor musunuz ki 80’li yılların başında bu ülkede ne Dünya Kadınlar Günü biliniyordu ne de bağımsız bir kadın olgusu olarak kutlanıyordu! Şimdi, bu denli kurumsallaştıktan sonra tahayyül etmesi biraz zor. 1982 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak bu ülkede de kutlanılıp sahip çıkılmasına Kadın Çevresi’nin ilk yedi kadını ( Şirin Tekeli, Gülnur Savran, Ferai Tınç, Yaprak Zihnioğlu, Günseli İnal, Stella Ovadia ve ben o zaman Şule Torun) karar verdi. 1980 öncesi çeşitli kadın grupları, örneğin İKD, bu günü kutlamışlardı ancak bu kadın gruplarının hemen hepsi bir sol fraksiyon bağlamı içinde değerlendiriyorlardı 8 Mart’ı. Bizse belki de Türkiye’de kendisine ilk kez feminist diyen bağımsız bir kadın hareketini başlatmıştık. 8 Mart’ı herkes duymalı, bilmeli ve kutlanmalıydı. Çok coşkuluyduk ve bu coşkumuzu basına taşıdığımız takdirde anlaşılıp destek bulacağımızı sandık.

Şirin’le birlikte o zaman çoğu Cağaloğlunda olan büyük gazetelerin yönetim binaları arasında mekik dokuduk. 8 Mart’ı haber yapma konusunda bile hemen hepsinden olumsuz cevap aldık. Cumhuriyet gazetesinin o zamanki yayın yönetmenleri Hasan Cemal ve Okay Gönensine tüm coşkumuzla isteğimizi aktardık. İyi bir haber, fotoğraflar ve bizden bir yazı ile duyurulmalıydı 8 Mart Dünya Kadınlar günü. Onlar da bize bunu neden yapamayacaklarını anlattılar. Şimdi hiçbir gerekçelerini hatırlamıyorum ama 12 Eylük sonrası ortamı, o zaman daha da erkek-egemen ideolojinin yaygın olduğu ‘sol’ anlayış bunda rol oynamıştır diye düşünüyorum.

5 Gazete ziyareti sonucu o zamanki Günaydın’ın Kadın Eki’ni çıkaran yine bir kadından haberi basma sözü aldık. Geriye sızlayan tabanlarımız, sönen umutlarımız ve artan öfkemiz kaldı.

8 Mart’ta Cumhuriyet’in arka sayfasında kısacık bir haberle bu günün dünya kadınlar günü olduğu duyuruldu...ama hemen altında, yazıdan kat kat büyük bir Tan Oral karikatürüyle. Karikatürde, bir kadınla bir erkek, kol kola girmiş , ayakları ters yönlere yönelik, yolları ayrılıyor gibi duruyor ve altında tek bir sözcük: Feminizm. İşte böyle!

Kadın Hareketi ondan sonra çok yol kat etti. Önemli bir baskı gurubu oluşturdu, kavramlarını, söylemlerini her düzeye yaydı, kadın erkek eşitliği konusunda duyarlılığın artmasını sağladı. Bugünden geriye baktığımda çok daha net görülüyor bu. O günlerin hareketinden değişik örgütler doğdu: Kadın Çevresi, Mor Çatı, Sokak Dergisi, Pazartesi Dergisi, Kadın Eserleri Kütüphanesi, KA-DER, Uçan Süpürge ve başkaları.

Ben 1984 Ekim – 1991 Nisan ayları arasında yurt dışındaydım. Geri döndüğümde bıraktığım ve bulduğum ülke iki farklı ülkeydi sanki. Kimi iyi, kimi olumsuz bir çok değişikliğin yanı sıra hayretle fak ettim ki 1992’de 8 Mart Cumhurbaşkanlığı ve TBMM nezdinde ve daha sayısız resmi ve özel kuruluş tarafından kutlanıyordu. Ve tabi yazılı görsel tüm medya kuruluşlarınca da... Bir şeyler değişmişti, en azından resmi çevreler dahil, kimse kadın yanlısı görünmemeyi göze alamıyordu. Ve geldik bu günlere...

O zaman gündemde ‘biz varız’ mesajını iletmek vardı. Bugünün gündeminde, Medeni Yasa, kadın ve şiddet, sığınma evleri, eşit işe eşit ücret, kadın ve bedeninin sömürüsüne son vermek gibi konular var. Bu konuların resmi karar mercilerinin hiç biri, bağımsız bir kadın hareketinin varlığını yadsıyamıyor bugün. Etki alanımız genişledi. Ve yapacak daha çok işimiz, gidilecek daha çok yerimiz var. 8 Mart’ı kadınlığımızın bayramı olarak kutlayalım.
Hepinize sevgiler.